Bu test ile anne rahminde oluşturulan kasılmalara fetusun

KONTRAKSİYON STRES TESTİ (CST) (OCT)
Kontraksiyon stress testi (Contraction stress test – CST) (Oksitosin challenge test – OCT)

Bu test ile anne rahminde oluşturulan kasılmalara fetusun verdiği cevaplar değerlendirilir. Rahimde (uterusta) oluşturulan kasılmalarla doğum sırasında oluşacak sancılar taklit edilmeye çalışılır. Doğuma yakın haftalarda yapılır, erken haftalarda yapılmaz çünkü yaratılan sancılar erken doğuma sebep olabilir. NST’nin nonreaktif (fetusta sıkıntı şüphesi) olduğu durumlarda OCT testi ile fetus tekrar değerlendirilir.

Anne rahmindeki kasılmaları oluşturmak için serum içerisinde oksitosin hormonu (suni sancı) verilir ya da meme ucu uyarılarak da kasılmalar oluşturulabilir. Anne karnına NST aleti (kardiyotokograf) bağlanarak kağıt üzerinde oluşan kasılmalar ve bu kasılmalara bebeğin kalp atışlarının verdiği cevaplar izlenir. Efektif kasılmalar oluştuktan sonra yani kasılmalr 10 dakikada 3 tane olacak kadar sıklaştıktan sonra bebeğin kalp atımları bu kasılmaların en az yarısında yavaşlıyorsa (geç deselere oluyorsa) OCT testi pozitiftir denir, bu fetusta sıkıntı yani fetal distress halini düşündürür. Bu durumda çoğunlukla fetusun normal doğum sırasında oluşacak kasılmalara da aynı şekilde cevap vereceği yani kalp atımının yavaşlayacağı düşünülür ve bu yüzden sezaryene karar verilir. Test sırasında oluşan kasılmalara karşın fetusun kalp atımları yavaşlamıyorsa OCT negatif olarak kabul edilir, bu fetusun sıkıntıda olmadığını rahim içerisinde iyi durumda olduğunu gösterir.

Negatif bir CST ‘i takiben bir hafta içinde fetal ölüm oranı % 0.1 ‘in altındadır. Bir çalışmada 1337 riskli gebelikte sadece bir ölüm olduğu belirtilmiş.

Aşağıdaki durumlarda CST yapılamaz:
– Klasik sezeryan ya da myomektomi ameliyatı geçirmiş hastalar
– Plasenta previa (Bebeğimn eşinin önde olması)
– Plasenta dekolmanı (Bebeğin eşinin erken ayrılması)
– Erken doğum tehtidi
– Çoğul gebelik
– Servikal (rahim ağzında) yetmezlik olanlar

CST Değerlendirilmesi – Özet:
Nonreaktif: Test sırasında akselarasyon (fetusun kalp atımlarında hızlanma) olmaması
Reaktif: Test sırasında akselarasyonların izlenmesi
Negatif: Geç deselarasyon olmaması (10 dakikada en az 3 kontraksiyon olduğu halde)
Pozitif: Kontraksiyonların yarısından fazlasında belirgin kalıcı ve tekrarlayan geç deselerasyonların olması
Kuşkulu: Kalıcı olmayan ve tekrarlanmayan geç deselerasyonlar
Hiperstimülasyon: 10 dakikada 5 den fazla ve 90 saniyeden uzun süren kontraksiyon varlığında geç deselerasyon olması
Yetersiz: Test sırasında uterus kontrakisyonlarının (kasılmaların) elde edilememesi

HAMİLELİKTE SU ÇİÇEĞİ VE ZONA

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) SU ÇİÇEĞİ VE ZONA
HAMİLELİKTE SU ÇİÇEĞİ VE ZONA (VARİSELLA – HERPES ZOSTER) GEÇİRMEK

İnsanların çoğu bu enfeksiyonu çocuk yaşlarda geçirirdiği için erişkin yaşta bağışıklık kazanmış haldedirler. Su çiçeği (varicella, chickenpox) enfeksiyonunu meydana getiren “vericella zoster virüsü” enfeksiyondan sonra vücutta latent yani sessiz halde kalır ve ileride tekrar aktifleşerek zona (herpes zoster, shingles) denilen hastalığı meydana getirir. Varicelle virüsü çift sarmal DNA virüsüdür.

Su çiçeğinin bulaşması enfekte kişilere temas yoluyla veya damlacık yoluyla olur. Su çiçeği en bulaşıcı enfeksiyonlardan birisidir. Su çiçeği geçiren birisiyle aynı ortamda bulunan bağışık olmayan kişilere %90 oranında geçer. Hastalar döküntülerden bir gün öncesinden 6-7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdır. Herpes zoster (zona) geçiren kişilerle temas da bulaşıcıdır ve su çiçeğine sebep olabilir.

Su çiçeğinin kuluçka yani inkübasyon süresi 14 (10-20) gündür. Tipik döküntülerden bir gün önce, hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık gibi bulgular olabilir. Döküntüler, önce pembe makül şeklinde başlar, birkaç saatte kırmızı papül, hemen sonrada çevresi eritemli veziküller ortaya çıkar. Vezikül duvarı incedir ve yumuşaktır, kolayca yırtılır. İçindeki berrak sıvı 12-24 satte bulanıklaşır, püstül halini alır ve sonrada kabuklanarak kahverengi pullar halinde dökülür. İz bırakmaz. İlk çıkan vezikül kaybolurken, 3-4 günde yenileri çıkar. Böylece aynı anda su çiçeğinin tüm lezyonları görülebilir.

Zona genellikle vücutta tek taraflı, bir ya da birbirine komşu birden fazla dermatomda (sinir dağılım bölgesinde) ağrılı veziküler lezyonlar ve ağrı ile karekterizedir.

Tanı:
Annede IgM antikorlarının pozitif olması veya IgG titresindeki 4 kat artış yeni enfeksiyonun geçirildiğini gösterir. Sadece IgG pozitif ise enfeksiyon eskiden geçirilmiştir çünkü IgM enfeksiyondan birkaç ay sonra kaybolur. Hem IgM hem IgG negatif olan kişiler bu virüsle hiç karşılaşmamış ve hastalanmamış kişilerdir ve bağışıklık kazanmadıkları için enfeksiyona duyarlılardır o yüzden gebelikten önce mutlaka aşılanmaları gerekir.
Hastalığın tanısı için genellikle ihtiyaç duyulmasa da veziküllerdeki sıvıdan virüs kültürü yapılabilmektedir.
Fetusta hastalığın tanısı ile ilgili fazla bilgi günümüzde yoktur.

Gebelikte bebeğe olan etkileri:
Gebelik sırasında su çiçeği geçirildiğinde gebeliğin sonlandırılması gerekir mi sorusunun tamamen net bir cavabı yoktur. Enfeksiyon bulaşan anne adayına immunglobulin yapılması hastalığı daha hafif geçirmesini sağlayabilir fakat bebeğe geçişi engellemez. Enfeksiyon bebeğe %1-2 gibi düşük oranlarda geçer. Bebeklerin çoğunluğu bu enfeksiyondan etkilenmez fakat özellikle de 20. gebelik haftasından önce enfeksiyonu geçirenlerin bebeklerinde bazen ciddi beyin ve sinir sistemi anomalileri, göz ve deride anomaliler, kollarda bacaklarda kısalık, kaslarda zayıflık gibi anomaliler oluşabilmektedir (Konjenital verisella enfeksiyonu). Bu yüzden gebeliğin dikkatli takibi ve detaylı ultrason incelemeleri gerekir. Gebeliğin sonlandırılması veya sonlandırılmaması kararını anne, baba ve doktor birlikte vermelidir.

Perinatal enfeksiyonun tanısı içim amniyon sıvısında

GEBELİKTE SİFİLİZ ENFEKSİYONU
HAMİLELİKTE SFİLİZ ENFEKSİYONU
Sfiliz (eski adı frengi) Treponema Pallidum isimli bir bakterinin etken olduğu hastalıktır. Sfiliz en yaygın olarak cinsel temasla bulaşır. Sfiliz gebelik sırasında da görülebilir ve en sık fetal ölüme neden olan enfeksiyondur. Gebelik esnasında geçirilen sfiliz enfeksiyonu anneden bebeğe plasenta aracılığı ile geçebilmektedir. Sfilizin her döneminde geçiş mümkündür ancak en kolay geçiş sekonder evrede olur. Sfiliz enfeksiyonunda plasenta soluk ve büyük bir hal alır.

Perinatal enfeksiyonun tanısı içim amniyon sıvısında PCR ile DNA saptanması kullanılabilir ancak bazı vakalarda fetus enfekte olduğu halde DNA saptanamamaktadır.
Lezyonlarda karanlık alan mikroskopisi ile T.Pallidum görülebilir. T. Pallidum normal mikroskopta boyasız olarak görülemez. Hareketli bir spirokettir. T. Pallidum besiyerinde ve doku kültüründe üretilemez.
Tanıda en yaygın olarak serolojik testler kullanılır (treponemal antikorlar ve non-treponomal antikorlar).

Gebelikte sifiliz enfeksiyonunun fetus üzerine etkileri:
– Preterm doğum
– Perinatal ölüm
– Düşük doğum ağırlığı
– IUGR
– Ölü doğum
– Hidrops
– Asit

Doğumdan sonra bebekte görülebilecek bulgular:
– Döküntü
– Keratit
– Hutchinson dişleri
– Semer burun
– İskelet sistemi anomalileri
– Nörülojik tutulum
– Sağırlık
– Hepatosplenomegali
– Trombositopeni
– Anemi
– Sarılık
– Myokardit

Sifiliz tedavisi ile ortaya çıkan ateş, döküntü, hipotansiyon, baş ağrısı, miyalji ablosuna Jarisch-Herxheimer reaksiyonu denir. Bu tablo uterin kontraksiyonlara neden olabilir ve preterm doğumu tetikleyebilir.

Gebelikte sfiliz tedavisinde öncelikle kullanılan antibiyotik penisilindir.